Her Çocuğa Aynı Dersi Değil, İhtiyacı Olan Eğitimi Planlıyoruz
Her çocuk farklı öğrenir.
Aynı sınıfta, aynı öğretmenden, aynı konuyu öğrenen iki öğrenciden biri konuyu hemen kavrarken diğeri daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir. Bir başka öğrenci ise sınıfta anlatılan konuları zaten biliyor ve kendi öğrenme hızının altında ilerliyor olabilir.
Bu nedenle bire bir eğitim çalışmalarında hazır bir programı her öğrenciye uygulamak yerine önce çocuğu tanımayı önemsiyorum.
Öğrencinin mevcut düzeyini, güçlü olduğu alanları, zorlandığı noktaları ve öğrenme biçimini gözlemledikten sonra ona uygun bir çalışma planı oluşturuyorum.
Özel ders değil, çocuğa özel bir eğitim planı.

1. Önce Veliyle Konuşuyoruz
İlk adım kısa bir telefon görüşmesidir.
Bu görüşmede çocuğunuzun sınıfını, okul durumunu, hangi alanlarda zorlandığını ve sizin gözlemlerinizi dinliyorum.
Örneğin;
“Okuyor ama okuduğunu anlamıyor.”
“Matematiği biliyor fakat problemleri çözemiyor.”
“Ödevlerini tek başına yapmak istemiyor.”
“Dersi çok çabuk anlıyor fakat daha ileri çalışmalar yapmak istiyor.”
“Okumaya geçmekte zorlanıyor.”
gibi gözlemler bizim için önemli başlangıç noktalarıdır.
Bu görüşmenin amacı telefonda çocuğa ilişkin kesin bir değerlendirme yapmak değil, durumu anlamak ve yüz yüze görüşmenin gerekli olup olmadığına karar vermektir.
İlk telefon görüşmesi ücretsizdir.
2. Öğrencimizle Tanışıyoruz
Birlikte çalışabileceğimizi düşünürsek ikinci aşamada öğrenciyle tanışıyoruz.
Bu görüşmeyi klasik anlamda bir sınav gibi görmüyorum.
Özellikle ilkokul çağındaki bir çocuğun karşısına oturup uzun bir test uygulamak, onun gerçek öğrenme biçimini her zaman göstermeyebilir.
Öncelikle çocukla iletişim kurmaya ve kendisini rahat hissetmesini sağlamaya çalışıyorum.
Okul hakkında konuşuyoruz.
Sevdiği ve sevmediği dersleri öğreniyorum.
Neleri kolay yaptığını, nelerde zorlandığını dinliyorum.
Ardından yaşına ve sınıfına uygun küçük çalışmalarla öğrenciyi gözlemlemeye başlıyorum.
3. Öğrencinin Mevcut Düzeyini Belirliyorum
Burada yalnızca “Kaç doğru yaptı?” sorusuna bakmıyorum.
Çocuğun soruya nasıl yaklaştığı çok daha fazla şey anlatabilir.
Bir metni nasıl okuyor?
Okuduğunu gerçekten anlıyor mu?
Matematik problemini okuduğunda ne yapacağını belirleyebiliyor mu?
Yanlış yaptığında hatasını fark edebiliyor mu?
Bir soruyla karşılaştığında hemen yardım mı istiyor?
Farklı bir çözüm yolu deneyebiliyor mu?
Dikkatini ne kadar sürdürebiliyor?
Bildiğini sözlü ve yazılı olarak ifade edebiliyor mu?
Bu gözlemler sonucunda öğrencinin güçlü yönlerini ve desteklenmesi gereken alanlarını belirlemeye çalışıyorum.
4. Eksik Konudan Önce Eksikliğin Nedenini Arıyorum
Bir öğrencinin matematik problemlerini yapamaması, her zaman matematik bilmediği anlamına gelmez.
Çocuk dört işlemi çok iyi bildiği hâlde okuduğu problemi anlamıyor olabilir.
Akıcı okuyamayan bir öğrencinin sorunu ise yalnızca daha fazla kitap okumakla çözülemeyebilir.
Benzer şekilde ödev yapmak istemeyen bir çocuk “tembel” olmayabilir. Ödev ona çok zor geliyor, nereden başlayacağını bilmiyor veya sürekli başarısız olduğunu düşündüğü için çalışmaktan kaçınıyor olabilir.
Bu nedenle çalışmalarımızda yalnızca görünen probleme değil, mümkün olduğunca problemin kaynağına ulaşmaya çalışıyorum.
Çünkü doğru nedeni belirlemeden doğru eğitim planını oluşturmak güçtür.
5. Çocuğa Özel Bir Yol Haritası Oluşturuyorum
Öğrenciyi tanıdıktan sonra hangi alanlarda çalışılması gerektiğini belirliyorum.
Bu plan her çocukta farklı olabilir.
Bir öğrenci için öncelik akıcı okuma ve okuduğunu anlama olabilir.
Başka bir öğrenci için matematik ve problem çözme olabilir.
Bir diğerinde akademik eksikten önce düzenli çalışma ve sorumluluk alma alışkanlığı üzerinde durmamız gerekebilir.
Bu nedenle;
“3. sınıftaki bütün öğrencilerle şu programı uyguluyorum.”
şeklinde standart bir çalışma biçimimiz yoktur.
Çalışmanın başlangıç noktası öğrencinin bulunduğu yerdir.
6. Veliyle Birlikte Karar Veriyoruz
İlk görüşme ve değerlendirmelerden sonra gözlemlerimi veliyle paylaşıyorum.
Çocuğun güçlü yönlerini, desteklenmesinin yararlı olacağını düşündüğüm alanları ve nasıl bir çalışma yapılabileceğini konuşuyoruz.
Burada önemli bir ilkem var:
Her tanıştığımız öğrenciyle mutlaka özel derse başlamamız gerekmiyor.
Bazen çocuğun bire bir desteğe ihtiyacı olmadığını düşünebiliriz. Bazen beklentilerimiz veya çalışma biçimimiz birbirine uygun olmayabilir.
Öğrenci, veli ve öğretmen açısından uygun olduğunu birlikte düşünüyorsak ders programını oluşturuyor ve çalışmaya başlıyoruz.
7. Dersleri Öğrencinin Hızına Göre Yürütüyorum
Bire bir eğitimin en önemli avantajlarından biri budur.
Sınıfta öğretmen doğal olarak bütün öğrencileri dikkate almak zorundadır. Bire bir çalışmada ise dersin hızı tek bir öğrenciye göre belirlenebilir.
Çocuk bir konuyu anlamadıysa tekrar edebiliriz.
Çok hızlı öğrendiyse gereksiz tekrarlarla zaman kaybetmeden daha ileri çalışmalara geçebiliriz.
Bir yöntem işe yaramıyorsa başka bir yöntem deneyebiliriz.
Amaç ders saatini doldurmak değil, öğrencinin o dersten mümkün olduğunca fazla yararlanmasını sağlamaktır.
8. Cevabı Vermek Yerine Nasıl Bulacağını Öğretiyorum
Bire bir eğitimde en kolay yöntem, çocuk zorlandığında cevabı söylemektir.
Fakat sürekli böyle yapıldığında öğrenci öğretmene bağımlı hâle gelebilir.
Benim istediğim bunun tam tersidir.
Öğrenci bir soruyla karşılaştığında önce kendisi düşünmeli.
Gerekirse farklı yollar denemeli.
Yanlış yapabilmeli.
Hatasını fark edebilmeli.
Ve zaman içerisinde öğretmene daha az ihtiyaç duymalıdır.
Çünkü eğitimin asıl hedeflerinden biri:
Çocuğa yalnızca bugünkü soruyu çözdürmek değil, yarın karşısına çıkan soruyu kendi başına çözebilecek beceriyi kazandırmaktır.
9. Veliyi Sürecin Dışında Bırakmıyoruz
İlkokul çağında veli-öğretmen iletişimi önemlidir.
Ancak velinin her dersin başında çocuğun yanında oturması veya sürekli çalışmalarını kontrol etmesi gerektiğini de düşünmüyorum.
Amaç zaman içerisinde öğrencinin kendi sorumluluğunu alabilmesidir.
Bu nedenle gerekli durumlarda veliyle öğrencinin gelişimi, zorlandığı alanlar ve evde nasıl desteklenebileceği konusunda görüşüyorum.
Böylece öğrenci + veli + öğretmen arasında sağlıklı bir eğitim iş birliği oluşturmayı hedefliyorum.
10. Öğrencinin Gelişimine Göre Planı Güncelliyorum
Başlangıçta oluşturulan çalışma planının aylar boyunca hiç değişmeden uygulanması gerekmez.
Çünkü öğrenci geliştikçe ihtiyaçları da değişir.
Başlangıçta okuma akıcılığı üzerinde çalıştığımız bir öğrenci belirli bir seviyeye ulaştığında ağırlığı okuduğunu anlamaya verebiliriz.
Problem çözmede zorlanan bir öğrenci ilerledikçe daha fazla muhakeme ve yeni nesil problem çalışmalarına geçebilir.
Bu nedenle belirli aralıklarla öğrencinin gelişimini gözlemleyerek çalışmanın yönünü yeniden değerlendiriyorum.
35 Yıllık Sınıf Deneyiminin Bire Bir Eğitime Katkısı
Bir öğrencinin yaptığı yanlışı görmek kolaydır.
Asıl önemli olan neden yanlış yaptığını anlayabilmektir.
35 yıllık sınıf öğretmenliği deneyimimde farklı öğrenme hızlarına, karakterlere ve ihtiyaçlara sahip çok sayıda çocukla çalışma fırsatım oldu.
Bu deneyimin bire bir eğitimdeki en büyük katkısının, çocuğa yalnızca konu anlatmak değil, çocuğu gözlemlemek ve ihtiyacını doğru belirlemek olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bazen çocuk daha fazla ders anlatımına değil, farklı bir anlatıma ihtiyaç duyar.
Bazen daha fazla soruya değil, doğru birkaç soruya ihtiyacı vardır.
Bazen de yalnızca:
“Ben bunu yapabilirim.”
duygusunu yeniden kazanması gerekir.
Ankara’da Bire Bir İlkokul Eğitim Desteği
Ankara’da 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencileriyle bire bir eğitim çalışmaları gerçekleştiriyorum.
Okuma-yazma, akıcı okuma, okuduğunu anlama, Türkçe, matematik, problem çözme ve ders çalışma alışkanlığı gibi alanlarda öğrencinin ihtiyaçlarına göre bir çalışma programı oluşturulabilir.
Eryaman, Etimesgut, Batıkent, Yeni Batı, Bağlıca, Ümitköy, Çayyolu, Yenikent ve ulaşım açısından uygun yakın bölgelerden gelen talepler değerlendirilebilir.
İlk Adım: Önce Konuşalım
Çocuğunuzun hangi konuda desteğe ihtiyacı olduğundan emin olmak zorunda değilsiniz.
Bize yaşadığınız durumu anlatmanız yeterli.
Kısa bir telefon görüşmesinde sizi dinleyelim; yüz yüze görüşmeye karar verirsek öğrencimizi tanıyarak nasıl bir çalışma yapılabileceğini değerlendirelim.
İlk görüşme tamamen ücretsizdir. 0505 5186383
