1. Sınıf Okuma Yazma Sürecinde Velilerin Düştüğü 5 Büyük Hata
Birinci sınıfa başlayan çocuk için okuma ve yazmayı öğrenmek, yalnızca harfleri tanımaktan ibaret değildir. Çocuk yeni bir dünyaya adım atar. Sesleri tanımayı, onları birleştirmeyi, kelimeleri okumayı, yazmayı ve zamanla okuduğunu anlamayı öğrenir.
Bu süreç bazı çocuklarda hızlı ilerlerken bazı çocuklarda daha fazla zaman alabilir.
İşte tam bu noktada velilerin kaygısı başlayabiliyor.
“Arkadaşı okumaya geçti, benim çocuğum hâlâ heceliyor.”
“Bu harfi neden hâlâ karıştırıyor?”
“Her gün çalıştırıyorum ama ilerlemiyor.”
“Acaba bir sorun mu var?”
35 yıllık sınıf öğretmenliği hayatımda çocuklarla ve ailelerle çalışırken şunu çok gördüm: Velinin iyi niyetle yaptığı bazı uygulamalar, çocuğun öğrenmesini kolaylaştırmak yerine süreci zorlaştırabiliyor.
Bu nedenle birinci sınıf okuma yazma döneminde özellikle dikkat edilmesi gereken beş noktayı paylaşmak istiyorum.
1. Çocuğu Başka Çocuklarla Karşılaştırmak
Bence velilerin en sık yaptığı hata bu.
“Arkadaşın çoktan okumaya başladı.”
“Kuzenin senden küçük ama okuyor.”
“Senin sınıfındaki herkes okuyor, sen neden okuyamıyorsun?”
Bu cümleler yetişkin açısından çocuğu motive etmek amacıyla söylenebilir. Ancak çocuk açısından bakıldığında farklı bir anlam taşıyabilir.
Çocuk zamanla kendisini arkadaşlarıyla karşılaştırmaya başlayabilir.
“Ben yapamıyorum.”
“Ben diğerleri kadar akıllı değilim.”
“Ben okumayı beceremiyorum.”
gibi düşünceler oluşabilir.
Oysa çocukların öğrenme hızları aynı değildir.
Bir çocuk sesleri çok hızlı bir şekilde birleştirebilirken başka bir çocuğun daha fazla tekrar yapması gerekebilir.
Bu nedenle kıyaslama yerine çocuğun kendi gelişimini takip etmek daha sağlıklıdır.
Geçen hafta okuyamadığı bir kelimeyi bu hafta okuyabiliyor mu?
Daha önce karıştırdığı sesleri artık ayırt edebiliyor mu?
Daha az yardımla kelime oluşturabiliyor mu?
Bunlar çok daha anlamlı göstergelerdir.
2. Uzun Saatler Boyunca Ders Çalıştırmak
“Ne kadar çok çalışırsa o kadar çabuk öğrenir.”
Bu düşünce her zaman doğru değildir.
Özellikle birinci sınıf öğrencisi için saatlerce okuma yazma çalışmak, öğrenmeyi hızlandırmak yerine çocuğun yorulmasına ve süreçten sıkılmasına neden olabilir.
Çocuk yorulduğunda dikkat azalır.
Dikkat azaldığında hata sayısı artar.
Hata arttıkça çocuk kendisini başarısız hissetmeye başlayabilir.
Bu nedenle kısa ama düzenli ve amaca yönelik çalışmalar, uzun süreli ve baskılı çalışmalardan daha verimli olabilir.
Burada önemli olan yalnızca kaç dakika çalışıldığı değil, o sürenin nasıl değerlendirildiğidir.
Bazen 15–20 dakikalık dikkatli bir okuma çalışması, çocuğun isteksizce geçirdiği bir saatten daha faydalı olabilir.
3. Çocuğa Kelimeyi Hemen Söylemek
Çocuk bir kelimeyi okumaya çalışıyor.
Birinci heceyi söyledi.
İkinci hecede durdu.
Veli hemen kelimeyi söylüyor:
“O kelime ‘kalem’. Hadi devam et.”
Çocuğun işi o anda kolaylaşmış gibi görünür.
Fakat bunu sürekli yaptığımızda çocuk zamanla kelime üzerinde düşünmek yerine yetişkinden cevabı beklemeye başlayabilir.
Bunun yerine çocuğa biraz zaman vermek gerekir.
Kelimeyi oluşturan sesleri veya heceleri hatırlamasına yardımcı olunabilir.
“İlk sesi neydi?”
“Bu sesi daha önce hangi kelimede görmüştük?”
gibi küçük yönlendirmeler yapılabilir.
Buradaki amaç çocuğu zor durumda bırakmak değil, cevabı kendisinin bulmasına fırsat vermektir.
Öğrenme açısından aradaki fark çok büyüktür.
4. Her Hatasında Müdahale Etmek
Birinci sınıf öğrencisi okurken hata yapacaktır.
Bir kelimeyi yanlış okuyabilir.
Bir harfi ters yazabilir.
Bir sesi unutabilir.
Heceyi karıştırabilir.
Bunların hepsi öğrenme sürecinin bir parçası olabilir.
Ancak çocuk her hata yaptığında:
“Yanlış!”
“Olmadı.”
“Tekrar oku.”
“Dikkat etsene.”
şeklinde sürekli uyarılırsa okuma sırasında hata yapmaktan korkmaya başlayabilir.
Burada öğretmenin ve velinin görevi hatayı görmezden gelmek değildir.
Fakat hangi hataya ne zaman müdahale edileceğini bilmek önemlidir.
Çocuğun bazı hataları kendisinin fark etmesine fırsat vermek gerekir.
Örneğin çocuk bir kelimeyi yanlış okuduğunda hemen cevabı söylemek yerine:
“Bir daha bakalım, sence doğru oldu mu?”
demek bazen çok daha öğreticidir.
Çocuk kendi hatasını fark etmeye başladığında yalnızca okumayı değil, kendi öğrenmesini kontrol etmeyi de öğrenir.
5. Okuma Yazmayı Bir Yarışa Dönüştürmek
Birinci sınıfta çocukların birbirinden farklı zamanlarda okumaya geçmesi son derece doğaldır.
Ancak bazen aileler farkında olmadan bu süreci bir yarışa dönüştürebiliyor.
“Ne zaman okuyacaksın?”
“Sen hâlâ neden heceliyorsun?”
“Bak arkadaşın kitap okuyor.”
Bu tür cümleler çocuğun dikkatini öğrenmekten uzaklaştırabilir.
Çocuk artık “Bugün ne öğrendim?” diye düşünmek yerine:
“Acaba yeterince hızlı okuyabiliyor muyum?”
diye düşünmeye başlayabilir.
Oysa birinci sınıfın amacı çocuğun mümkün olan en erken zamanda okumaya başlaması değildir.
Önemli olan sağlam bir okuma ve yazma temeli oluşturmasıdır.
Çocuk kelimeleri doğru okumayı, okuduğunu anlamayı ve zamanla daha akıcı okumayı öğrenmelidir.
Hız elbette zaman içerisinde gelişir.
Peki Veli Bu Süreçte Ne Yapmalı?
Velinin görevi öğretmenin yerine geçmek değildir.
Bence evde yapılabilecek en değerli şey, çocuğun öğrenme isteğini korumaktır.
Bunun için:
Çocuğunuzu başkalarıyla karşılaştırmayın.
Kendi gelişimine bakın.
Kısa ve düzenli çalışmalar yapın.
Yorulduğunda çalışmayı uzatmak yerine ara verin.
Cevabı hemen söylemeyin.
Çocuğa düşünmesi için zaman tanıyın.
Hataları doğal karşılayın.
Hata yapmanın öğrenmenin bir parçası olduğunu hissettirin.
Okumayı bir cezaya dönüştürmeyin.
Kitap, kelime ve okuma çalışmalarının yalnızca “ders” anlamına gelmemesine dikkat edin.
Çocuğum Hâlâ Okuyamıyor, Endişelenmeli miyim?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.
Çünkü “okuyamıyor” dediğimiz durumun ne anlama geldiğini önce belirlemek gerekir.
Çocuk sesleri tanıyor mu?
Sesleri birleştirebiliyor mu?
Hece oluşturabiliyor mu?
Kelimeleri okurken çok mu zorlanıyor?
Okuduğu kelimeleri anlayabiliyor mu?
Yoksa asıl sorun yazmada mı?
Bunların her biri farklı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle birinci sınıf öğrencisini yalnızca başka çocuklarla karşılaştırarak değerlendirmek doğru değildir.
Öğretmenin gözlemleri, çocuğun sınıftaki gelişimi ve evdeki çalışmalar birlikte değerlendirilmelidir.
Eğer güçlük uzun süre devam ediyor ve çocuğun günlük öğrenme sürecini belirgin biçimde etkiliyorsa, öncelikle sınıf öğretmeniyle görüşmek ve gerektiğinde uygun uzmanlardan değerlendirme almak doğru bir yaklaşım olacaktır.
35 Yıllık Öğretmenlik Deneyimimden
Çocuklarla çalışırken öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu:
Çocuğun öğrenme sürecinde bazen daha fazla çalışmaya değil, daha doğru çalışmaya ihtiyacı vardır.
Birinci sınıfta okuma yazma öğrenen bir çocuğun yanında sabırlı bir yetişkinin bulunması önemlidir.
Çocuğun yerine okumak değil, ona okumayı öğrenmesi için fırsat vermek gerekir.
Her hatayı düzeltmek değil, gerektiğinde doğru soruyu sormak gerekir.
Her gün uzun saatler çalıştırmak değil, düzenli bir çalışma alışkanlığı oluşturmak gerekir.
Ve belki de en önemlisi, çocuğa:
“Sen yapamıyorsun.”
mesajı yerine,
“Henüz öğrenmedin, birlikte çalışarak öğrenebilirsin.”
mesajını verebilmektir.
Çünkü birinci sınıfta kazanılan yalnızca okuma ve yazma değildir.
Çocuk aynı zamanda öğrenmeye karşı nasıl bir tutum geliştireceğini de öğrenir.
